Klaus: Sihirli Plan
- opkolektif

- 11 dakika önce
- 2 dakikada okunur
Klaus, noeli temel alan bir animasyon aile filmidir. Fakat sırtını toplumsal buyruklara ve masalsı iyimserliğe dayamadan, gerçekçilikle temellendirilmiş insanlığa dair bir anlatı olduğunu söyleyebiliriz. Gerek karakterleri gerekse hikayesi ile basma kalıp "mutlak iyiler" ve "kötülüğe sürüklenmişler" ayrımlarına düşmeden, insan olmaya odaklanmıştır. Yaşamın bir başlangıç ve sondan ibaret olmadığı, aksine tam anlamıyla bir canlılık süreci olduğunu vurgulayarak seyirciye ulaşmaya çalıştığı düşünülebilir. Kahraman ve Antikahraman ikililiği ile hikayeyi bölmek yerine canlılık ve cansızlığı tercih ettiği çıkarımı yapılabilir. Yapımda işlenen temel sorun birbirine düşman iki ailenin birbiri ile etkileşimi/iletişimi kesmesi ile canlılığını yitirmiş ve neredeyse geçmiş bir tarihe saplanmış bir bölge etrafında şekillenir. Yani merkeze aldığı konu için, devinimin ve karşıtı ile dolayımlanmanın uğramadığı toplulukta saldırganlığın galip gelerek cansızlığa çözüldüğü vurgulanıyor.
Hikaye; saf iyiliğin temsili olmayan ve hatta sürgünü dolayısıyla grotesk olarak addedilebilecek bölgeye gelmiş olan ana karakterimizin, bu bölgeye mektupları (iletişimi) getirmesi ile devam eder.
Hikayenin gelişim süreci iki ana başlıkta incelenebilir. Biri mektup taşıyan anakarakter (postacı) ile değişen insanlığın, bir diğeri ise taşıdığı mektup ile değişen karakterimizin; gelişim süreci.
- Burada "Mektup", açıkça gelişimin ve medeniyetin bir simgesi olarak resmedilmiştir; keza gelişim ve değişim üzerinde araç olarak konumlandırılmasıyla keza Kraliyet Posta Akademisi adıyla refah ve zenginlik içerisinde yaşayan topluluğu betimlemesiyle. Gelişime dair nesne olarak mektubun seçilmesiyle; insanlığın tarihine dair bir uğrak olan yazının gelişi vurgulanıyor olabilir. Çünkü Kan bağıyla düşmanlığa hapsolmuş bir topluluğun mektup aracılığı ile yer bağına ve beraberliğe geçişi, insanın medeniyeti kuruşu ile paralellik gösteriyor.
- Ana karakterimiz Jesper; çok başarısız olması, disiplin ve sorumluluk sahibi olmaması sebebi ile babası tarafından, şehre çok uzak, küçük bir kasabaya, başarılması çok zor bir görevle, sürgün edilir. Ancak tüm kasabayı değiştirecek olan mektupların, onu da nasıl değiştireceğinden haberi yoktur. Hem alıştığı statü hem de alıştığı refah ile karşısına yerleşen bu bölgede, mektupları dağıtmak için karşıtını kapsamak zorundadır. Kasabadaki ilk ve tek iyi davranışla çocukların tanışmasını sağlayan Jesper, kendisini iyiliği dağıtırken bulur. Tüm bu gelişim süreci tanıma ve tanıtmaya alan yaratma üzerine ilerler. Hiçbir aşama bir diğerinden kolay olmaz, bir çok zorlukla karşılaşılır. Zorluklar her defasında daha fazla kişiyle beraber aşılır. Tanışılır.
- Tüm bunların sonunda; Jesper, kasabanın başına gelenlerden kendini koruyamaz ve canlılıktan payını alır.
Bu yapım yalnızca bir noel filmi olarak geçiştirilebilecekken;
- Çocuklara; umudu, dostluğu ve paylaşımı sahneliyor ve potansiyel yaşam serüvenlerinin gerçekçi bir fragmanını yansıtıyor.
- Yetişkinlere ise; toplum dinamiklerine, kuşaklar arası ilişkiye, kültürel karşıtlıkların kapsanmasına dair bir hipotez önerisinde buluyor.
"İyilik Bulaşıcıdır" inancını bireysel ve romantik bir açıdan uçlara taşıyarak/ülküleştirerek insan olma deneyiminden uzaklaştırmak yerine; bunu toplumsal ve gerçekçi açıdan ele alan ve iyiliğin nasıl ortaya çıktığına dair önermeye sahip bu yapım;
İnsanlığa dair bir medeniyet davetinde bulunuyor.


