top of page

Nostaljinin Ötesinde: Geri Dönen Ne?

  • Yazarın fotoğrafı: opkolektif
    opkolektif
  • 7 Haz
  • 2 dakikada okunur

Bir dönemin geri dönüşü yalnızca nostaljiyle açıklanamaz. Çünkü bugün insanların Tarkan ya da Şebnem Ferah konserlerine gösterdiği yoğun ilgi, sadece eski şarkıları özlemek değil; kaybedilmiş bir ruh halini, bir duygulanım biçimini ve hatta bir toplumsallık ihtimalini yeniden aramakla ilgili görünüyor.


Üstelik bu geri dönüşler yalnızca müzikal bir özlem atmosferinde gerçekleşmiyor. Son yıllarda sanatçılara yönelik baskılar, konser ve festivallerin iptal edilmesi, sanat alanının giderek daha kontrollü ve kırılgan bir yere dönüşmesi; kültürel alanı da daralttı. Bu yüzden bugün bir konser yalnızca bir etkinlik değil, insanların nefes alabilecekleri nadir kamusal alanlardan biri haline geliyor.


Kamusal alanda uzun süredir saldırganlığın, hızın, rekabetin ve gösterişli bireyciliğin öne çıktığı bir dönemde insanlar yalnızca eğlenmek istemiyor. Güvende hissetmek, birlikte hissetmek ve bir zamanlar gerçekten temas ettikleri duygulara yeniden yaklaşmak istiyorlar. Bu yüzden biletler dakikalar içinde tükenirken mesele yalnızca “ünlü görmek” olmuyor; insanlar kısa süreliğine de olsa başka bir atmosferin içine girmek istiyor.


Çünkü bastırılan şey tamamen yok olmaz. Uzun süre görünmez kalsa bile biçim değiştirerek geri döner. Türkiye’de öfke, hız, tüketim, başarı baskısı ve tahammülsüzlük yüceltilirken; kırılganlık, derinlik, melankoli ve kolektif duygular geri plana itildi. Sanatın kamusal alanı daraldıkça, insanlar o alanı yeniden kurabilecek anlara daha fazla ihtiyaç duymaya başladı.

Şebnem Ferah’ın yarattığı etki de burada anlam kazanıyor. Çünkü onun müziği yalnızca bir “hit” üretmiyordu; kayıp, yas, yalnızlık, direnç ve iç çatışmalar için bir dil kuruyordu. Bugünün yüzeysel hız kültüründe bu tür bir derinlik daha da kıymetli hale geliyor. İnsanlar belki de uzun süredir ilk kez birlikte bağırabilecekleri, ağlayabilecekleri ve hissedebilecekleri bir alan arıyor.

Benzer biçimde Tarkan da yalnızca popüler bir yıldız olarak geri dönmedi. Onun temsil ettiği dönem; daha umutlu, ortak hayal kurabilen ve geleceğin tamamen karanlık görünmediği yılları da çağırıyor. İnsanlar bazen sanatçının kendisinden çok, onun etrafında oluşan hafızaya dönmek ister.


İlginç olan şu: Ekonomik olarak bu kadar zor bir dönemde bile insanlar yüksek fiyatlı biletler için büyük çaba gösteriyor. Çünkü mesele yalnızca tüketim değil; bugün deneyim satın almak, birçok insan için kısa süreliğine de olsa ruhsal sıkışmadan çıkmanın yollarından biri haline geliyor. Bir konser bazen birkaç saatliğine “başka türlü bir hayat hâlâ mümkün olabilir” hissi yaratıyor.


Belki de bugün yaşanan şey, bastırılanın geri dönüşünden çok; bastırılarak tamamen yok edilemeyen şeylerin yeniden görünür hale gelmesi. Çünkü insanlar yalnızca sertlikten, hızdan ve sürekli performans göstermeye zorlandıkları hayatlardan oluşmuyor.

Ve belki bu yüzden yıllar sonra yeniden sahneye çıkan sanatçılar yalnızca konser vermiyor. Aynı zamanda toplumun ve sanatçıların bastırılmış duygularına yeniden bir ses açıyorlar. Biz artık yalnızlaşmak, susmak ve bastırmak değil; konuşmak, kuşakların hikâye gibi kalan deneyimlerinden öğrenmek, ortak duygularımızı görünür kılmak istiyoruz. Yerin derinliklerinde kalan ne varsa gün yüzüne çıkarmak; bazen bir konserde, bazen bir sohbette, bazen yalnızken, bazen birlikte yeniden hissetmek istiyoruz. Ve biliyoruz ki bu ihtiyaçta yalnız değiliz.

 
 

Bu site Nope Dijital Tarafından Tasarlanmıştır.

bottom of page